BU SAYIDA INFOGRAFİK ARŞİV KÜNYE
Türk Otomotiv Sanayicisinin Dergisi



Entelektüel Sermayenin Gücü

Sektörümüz bazı temel yetkinlikler kazanacaksa ve bunların üzerinden küresel pazarlardaki varlığını idame ettirecekse bunun en önemli  ön koşulu firmalarımızdaki entelektüel sermayenin gücüdür.

 

Alper Kanca

TAYSAD Chairman of the Board

 

Teknolojinin gelişimine paralel olarak otomotiv endüstrisinde daha fazla  elektronik parça, cihaz, donanım kullanma eğilimi artış gösteriyor. Günümüzün  araçlarında kullanılan elektronik sistemlerin ve fonksiyonların sayısı giderek artıyor. Elbette bu gelişimi zorlayan bir çok faktör bulunuyor. Daha fazla güvenlik gereksinimi, düşük yakıt tüketimi, daha az kirlilik, sürücünün araç işleyişi hakkında daha fazla bilgilendirilmesi ve yardımcı sistemlerin yanı sıra eğlence sistemleri ve konforun artması otomotiv elektroniğinin gelişimine katkı sağlıyor.
Bilim ve teknolojideki gelişmeleri en hızlı benimseyen, gerçekleştirdiği yeniliklerle sanayiye öncülük eden otomotiv sektörü de diğer sektörler gibi kusursuz üretim hedefleyen  tesisleri sayesinde yeni devrimlere imza atıyor. Akıllanan fabrikalarla birlikte, elektrikli araçlar, sürücüsüz araçlar, endüstriyel internet ile donatılmış akıllı araçlar gibi yenilikler yavaş yavaş hayatımıza girmeye başlıyor.
McKinsey’in “Otomotiv Devrimi 2030 Perspektifleri” raporuna göre, yeni teknolojiler otomotiv sektörünün küresel yıllık büyüme hızını yüzde 3,5’ten yüzde 4,4’e taşıyacak. Bu teknolojilerin yaygınlaşmasıyla birlikte, otomotiv sektörü 2030 yılına kadar yüzde 30 büyümeyle 5,2 trilyon dolarlık büyüklüğe ulaşacak. Akıllanan otomobillerle birlikte, bu araçların üretildiği fabrikaların da akıllanması, üretim sürecindeki hataları minimuma indirmesi, değişen koşullara ve taleplere uyum gösterecek esnekliğe ulaşması gerekiyor.
Otonom araçlar konusundaki çalışmalar da her geçen gün hız kazanıyor. Sürücü koltuğunda kimsenin oturmadığı araçların birkaç yıl içerisinde hayatımızın normal bir parçası haline gelmesi ve yasal engellerin aşılmasıyla birlikte 2030 yılı itibarıyla yollardaki 100 araçtan 15’inin otonom olması bekleniyor.
Günümüzde  kurum  ve  kuruluşlardaki  tüm  yetenekler;  süreç,  araç,  bilgi,  hüner,  insan  sermayesi,  ilişkiler  ve  organizasyon  üzerinde  inşa  ediliyor. Bu durum otomotiv sektörü için de geçerliliğini korumaktadır. Rakiplerle başa çıkmanın, farklılaşmanın önemli  kaynağı yetenek stratejilerini iyi saptamaktan geçmektedir.
Sektörümüz bazı temel yetkinlikler kazanacaksa ve bunların üzerinden küresel pazarlardaki varlığını idame ettirecekse bunun en önemli  ön koşulu firmalarımızdaki entelektüel sermayenin gücüdür.
Bu güçle bizler, geliştireceğimiz yeni modellerle geleceğin dünyasında var olabiliriz.
O halde sadece finansal veya teknolojik altyapımızı  değil, entellektüel sermayemizi de güçlendirmeli, bunu ölçmenin göstergelerini de bulmalıyız.