BU SAYIDA INFOGRAFİK ARŞİV KÜNYE
Türk Otomotiv Sanayicisinin Dergisi



Erkunt Traktör Yönetim Kurulu Başkanı Zeynep ERKUNT ARMAĞAN: “Beklentileri dinlemeyen üretici, müşterisine göre ürün tasarlayamaz”

Zeynep Erkunt Armağan, Erkunt’un hikayesinin en çarpıcı noktası, kurulduğu günden beri çiftçiyi dinlemesi olduğunu söyledi.

 

Erkunt Traktör’ün hikayesi
Erkunt, 12 Eylül 2003 tarihinde, tamamen yerli sermaye ile kuruldu. Bir yıl gibi kısa bir süre içinde Türkiye’nin ilk yerli tasarım traktörünü üretmeye başladı. 6 yıl içinde pazar üçüncülüğüne yerleştik ve Türkiye’nin en büyük 500 sanayi kuruluşundan biri haline geldik. Yalnızca bir traktör üreticisi olarak yola çıkmamıza rağmen, zamanla traktör alt komponentlerini de üretme kararı alarak, Türkiye için büyük bir adım attık. Önce ithalatı ikame edecek ürünleri milli üretimle Türk sanayisine kazandırırken, sonrasında bir adım daha büyüyerek kendi traktörlerimizde kullandığımız kabin ve platformları da üretmeye başladık. Bu yalnız büyümeyi değil, maliyette farkındalığı da beraberinde getirdi. Atılan her adım kaliteye, istihdama ve milli sanayiye yatırım gibi görünse de sonuçta verimlilik, süreçte iyileşme, israfların önlenmesi gibi çok önemli amaçlara da hizmet etti.
Erkunt’un hikayesinin en çarpıcı noktası, kurulduğu günden beri çiftçiyi dinlemesidir. Müşterisinin isteğini dinlemeyen üretici, müşterisine göre ürün tasarlayamaz. Bizim traktörlerimizi, tabir yerinde olursa, çiftçimiz tasarladı. İsteğinin yerine geldiğini ve ihtiyacına göre traktör üretildiğini gören çiftçi de markaya sahip çıktı.
Biz de çiftçimize sahip çıktık tabii ve ihtiyaçları olan tüm modelleri zaman içinde ürün gamımıza dahil ettik.
Tarımsal üretimin önemi
Dünya nüfusu 8 milyar. Beslenme en önemli savaş. Nüfus arttıkça bu savaş daha da yıkıcı ve yanlışlara açık hale gelecek.  Büyük hatalar yapılıyor tarımsal üretim konusunda. Kimine göre hızla artan nüfusu doyurmak, kimine göre azalan toprakta ani verimle üretim yapmak. Nasıl isimlendirilirse isimlendirilsin, dünyada tarımsal üretim giderek çevreye ve insana zarar verir hale geldi. Sentetik gübreler yani bir anlamda ilaçlar, pestisit ve insektisitler, hatta hormonlar ile gerek toprak tarımı, gerek ağaç tarımı ve gerekse hayvancılık doğal olmaktan çok uzaklaştı. Ve bu da hastalıkları hızla arttırdı.  Bunu fark eden dünya önce organik tarımı, sonra doğal tarımı konuşmaya ve su kaynaklarına sahip çıkma çalışmalarına başladı. Çok zarar verildi aslında dünyaya, ama ne kadar çok ve hızlı bilinçlenirsek o kadar hızlı döneceğiz bu zarardan. Umarım çok geç kalmadan, bizden sonraki nesillere çok zarar vermeden.
Uzun soluklu tarım politikalarına ihtiyaç var
Türkiye’de tarım konusuna gelince; En önemli eksiğimiz uzun vadeli tarım politikalarımızın olmayışı.
Türkiye’nin hızla artan nüfusunun geleceği için doğru tarım politikalarına ihtiyacımız var.  Artan nüfus, azalan tarım alanları, azalan ve en kötüsü kirlenen su kaynakları, iklim değişikliği, bölünme nedeni ile ekonomik ölçeğini kaybetmiş işlenebilir toprak, hayvan nüfusunun bilinçsizce yok edilmesi, tarımı koruyan canlıların gereksiz ilaç kullanımı ile öldürülmesi ve geriye zararlıların kalması, bilinçsiz yapılan tarım ve ilaçlama ile verimliliğini kaybeden topraklar gibi pek çok sorun var. Dünyada da Türkiye’de de.  Bu koşulların düzeltilmesi kalıcı ve uzun soluklu tarım politikalarını gerektirir. Bu da bizim en büyük eksiğimiz. Bir sene hayvan ithal ederken, diğer sene durdurup buğdaya, sonra yeniden hayvana dönebiliyoruz. Çiftçi anlamıyor, çiftçi önünü göremiyor. Sıkıntılı, mutsuz ve ürün konusunda kararsız. Böyle tarım olmaz, hele ki bizim gibi kalabalık nüfuslu ülkede böyle sezonda değişen tarım politikaları ve kararsızlık ülkeyi hiç de arzu etmediğimiz bir yere -ithalata-  götürür. Zaten doğal kaynakları olmayan bir ülkede yaşıyoruz, ya da öyle biliyoruz,  bir de elimizdeki kıymetli ‘tarım yapabilme’ imkanını kaybedersek bizi bekleyen sıkıntılarla baş edemeyebiliriz.
Erkunt Traktör: İlk yerli tasarım üretim
Çok komplike değil aslında, Türkiye’de yıllardır traktör üretilmekte idi ama Türkiye’ye ait bir marka yoktu. Maksadımız Türkiye’nin toprağına ve iklimine göre bir traktör yapabilmek, çiftçiyi kendine ait bir ürünle verimli çalıştırabilmekti.  Çiftçi yerli marka almaz dediler biz bu çalışmalara başladığımızda, ama çok da güzel sahip çıktı. Kendi ülkesinin markasına, kendi ihtiyaçlarına göre tasarlanmış traktöre dört elle sarıldı.
Erkunt Traktör ve Mahindra iş birliği
Mahindra bir dünya devi. 11 sektörde 164 şirketle faaliyet gösteriyor. Dünyada sayı olarak en çok traktör üreten, en büyük üretici. Traktör konusunda müthiş teknoloji ve bilgi birikimleri var.  Grup bünyesinde, 2.500 kişilik bir Ar-Ge ve inovasyon merkezi var. Bunun 1.500 kişisi sadece traktörle ilgili çalışmalar yapıyor. Erkunt Traktör artık bu merkezle beraber ortak çalışmalar yürütüyor. Şu an için aklımda birçok proje var. O projelerin hepsini tek tek gerçekleştirmek istiyorum. Projeler arasında öncelendirme yapamadık. Hepsi eş zamanlı gidiyor. Erkunt Traktör olarak 110 beygire kadar traktör üretimi gerçekleştiriyorduk. Fakat bundan sonraki dönemde Avrupa’da daha güçlü olmamız gerektiğini düşünüyorsak 120 – 150 beygir arasında bir segmentte çalışmamız gerekiyor. Şimdi bu projenin üzerinde çalışılıyor. Bu konuda sağlam ve emin adımlarla ilerliyoruz.
Bunun yanı sıra Akıllı Tarım teknolojileri çok önemli. Biz de bu konuda çalışmalara başlamıştık ama hızlanarak devam etmesini bu birlikteliğe borçlu olacağız.