Türk Otomotiv Sanayicisinin Dergisi



Korona ve Kuzey Amerika Otomotiv Sanayi Üzerindeki Etkileri

VAROL KARSLIOĞLU

Bugünün büyük ve acil sorunları, uzun vadede Batının lehine olabilir. Bir parçayı Çin’den ithal etmek yerine ABD ya da Kanada’da üretmek, lojistik riskleri azaltmanın yansıra bu ülkelerdeki istihdam olanaklarını artırır ve politik açıdan da kolayca savunulabilir.

 

Bu yazımızda, korona krizinin Kuzey Amerika’daki ekonomik etkilerini otomotiv sanayi özelinde değerlendirmeye çalışacağız.
Bu yazıyı kaleme aldığımız Nisan başında, halen tüm dünyada yayılmaya devam eden virüsün ne zaman kontrol altına alınabileceğini ve normalleşmenin ne zaman başlayacağını öngörmek bile mümkün değildi.  Ama bu etkinin muazzam boyutlarda olabileceğini görüyoruz.
Karşı karşıya olduğumuzu krizin büyüklüğünü ifade etmek için şu rakamları hatırlamak yeterli olacaktır:
Halen 21.4 trilyon dolarlık hacmiyle dünyanın en büyük ekonomisi olan ABD’nde, 2008’deki küresel finansal krizde 8.8 milyon kişi işini kaybetmişti. Bu istihdam daralması 106 haftalık, yani iki yılı aşkın bir süreye yayılarak gerçekleşmişti. Ekonomik etkilerini yeni hissetmeye başladığımız Korona krizi ise ABD’nde, 10 milyon kişinin işini geçici ya da kalıcı olarak kaybetmesine yol açtı. Hem de sadece iki hafta içerisinde.
Krizin ekonomik boyutu, salgının kontrol altına alınmasından sonra daha uzun bir süre dünya gündeminin ilk sırasında olacak. Şimdilik sadece bu kadarını söyleyebiliyoruz ve toplam maliyet ve süre konusunda net bir öngörüde bulunamıyoruz ki bu saptama bile tek başına ürkütücü.
Krizin Çin’de ortaya çıktığı ve yaygınlaştığı Ocak ayının ikinci yarısında, dünya otomotiv yan sanayi ilk etkileri hissetmeye başladı. Dünyaya 34 milyar dolarlık otomotiv ihracatı yapan Çin’de fabrikalar peşpeşe üretimlerini durdurunca, önce Çin, sonra da Asya’da üretim yapan ana firmaların faaliyetleri aksamaya başladı. Salgının önce Avrupa ardından Kuzey Amerika’da yayılması, dünyanın iki büyük üretim merkezi olan bu bölgelerde ekonomik etkilerini göstermeye başladı.
Analizimin merkezi olan ABD, 5 Nisan itibariyle, 274bin teyitli vaka ve 7bin ölüm ile dünyada ilk sırada.
ABD’nin 14 eyaletindeki toplam 40 üretim ya da montaj tesisi kapalı. GM’dan Ford’a, FCA’den Tesla’ya, Toyota’dan BMW’ye tüm markaları kapsayan bu tesisler nisan içinde değişik tarihlerde üretime devam edeceklerini ilan etmiş olsalar da, takvimler her an değişiyor ve bu yazının yazılması ile sizin okumanız arasında geçecek birkaç günlük sürede bile önemli değişiklikler olabilir. Ne yazık ki şimdiden, hiçbir tesisin Nisan ayında tekrar üretime geçemeyeceğini söyleyebiliriz.
GM ve Ford gibi firmaların, tıbbi malzeme üretimi bu tabloyu çok fazla değiştirecek hacimde değil.
Geçen hafta sonu açıklanan satış verilerine göre, markaların ilk üç aylık döneme ait satışları düştü. Çoğu firma artık satışlarını dönemsel olarak raporladığı için özellikle Mart ayının etkisini ayrıca görmek her marka bazında mümkün olmayabiliyor.
Yılın ilk çeyreğinde yüzde olarak, General Motors 7, Toyota 9, FCA 10, Ford 12.5, Volkswagen 13, Nissan ise 30’luk bir düşüş kaydetti. Ocak-Mart dönemine ait bu düşüş, özellikle insanların evde kalmaya başladığı Mart ayından kaynaklanıyor. Aylık verilerine ulaşabildiğimiz firmalardan Volkswagen’in Mart satışları yüzde 45, Subaru’nun ise yüzde 47 düştü. Karantinalı ve kısıtlı yaşamın, ikinci çeyrekteki tüm ayları etkileyeceğini varsayarsak, sonuçlar ana üreticiler ve tüm yan sanayi için bir felaket boyutlarına ulaşacak gibi görünüyor.
Yazı tarihi itibariyle Kanada’nın verilerine ulaşamamıştık. Ancak tablonun benzer olacağını tahmin etmek zor değil.
Bu rakamlara ve trende bakarak şu sonuca kolaylıkla ulaşabiliriz: Yaygın bir devlet desteği olmadan, özellikle küçük ve orta ölçekli otomotiv yan sanayi firmalarının bu krizi atlatması çok zor görünüyor.
Yeterli esnekliğe sahip olup örneğin tıbbi malzeme üretimine odaklanabilecek firmalar ise krizin etkilerini hafifletme şansına sahip.
Devlet destekleri açısından, ABD’ne göre çok daha sosyal bir devlet olan Kanada, şimdiden bir strateji oluşturdu. Küçük işletmelere verilecek 40bin dolara kadar kredi desteği (10bin doları hibe şeklinde), her ölçekte şirket için, istihdamı koruma amaçlı, çalışanların maaşlarının yüzde 75inin devletçe ödenmesi, bireysel destek paketlerinin yanısıra firmaların bu krizi atlatmalarına yardımcı olacak. ABD de, benzer teşvik mekanizmalarını devreye sokmaya çalışıyor. Ancak Kanada bu konuda, dünyaya örnek olabilecek kadar hazırlıklı ve organize.
Bugünün büyük ve acil sorunları, uzun vadede Batının lehine olabilir. Bir parçayı Çin’den ithal etmek yerine ABD ya da Kanada’da üretmek, lojistik riskleri azaltmanın yansıra bu ülkelerdeki istihdam olanaklarını artırır ve politik açıdan da kolayca savunulabilir.
Ayrıca, krizden hemen sonra ve hatta daha da erken başka teşvikler de gerekecektir. 2008 krizinden sonra ABD’nde uygulanan ve başarılı sonuçlar veren “cash for clunkers” teşvikinin tekrarlanması da neredeyse kesin. Buna göre devlet, 10 yaşından eski araba sahiplerini, araçlarını yenilemesi için primle teşvik edecek ve bu da yenileme talebini yükseltecek.
Bu krize, esasen çok zayıflamış bir ekonomi ile yakalanan Türkiye’de ise, maalesef firmaların işi çok daha zor.