Türk Otomotiv Sanayicisinin Dergisi



Ontario’da Otomotiv Sektörünün Dönüşümü: ACES

VAROL KARSLIOĞLU

Bu yazımda, otomotiv sektörünün Ontario’daki bu değişimine ve bu değişimin yarattığı ya da güçlendirdiği ve muhtemelen bundan sonra adını daha çok duyacağımız firmalara değinmek istiyorum.

 

 

TOcak ayında yaşanan mikroçip krizi nedeniyle, Kuzey Amerika ve Avrupa’da pek çok otomobil fabrikası üretimine ara vermek zorunda kaldı. Bu durum bize sektörün 21. yüzyıldaki gerçeğini hatırlattı: Otomobil üretiminde, çip denilen küçük elektronik parça artık, metal, cam ya da kauçuktan çok daha önemli bir girdi.
İki önceki yazımda Ontario’nun, Ford ve General Motors’un iki önemli yatırım kararıyla otomotiv üretim üssü olarak çok önemli bir avantaj elde ettiğine değinmiştim. Ayrıca, o yazımdan kısa bir süre sonra, yine General Motors’un Ontario’daki başka bir üretim merkezi olan Ingersoll tesislerinde elektrikli van üretme kararı, Ontario’nun durumunu daha da güçlendirdi.


Ontario, beş orijinal ekipman üreticisinin (OEM) yılda iki milyon araç ürettiği, yüzlerce tedarikçinin yer aldığı ve Kuzey Amerika'nın en büyük ve en hızlı büyüyen ikinci ekosistemine sahip.


Kanada’nın ve Kuzey Amerika’nın en önemli otoyollarından biri olan ve ülkeyi bir uçtan diğerine kateden Transkanada otoyolunun bir parçası olan 401 koridoru, Oshawa’dan Waterloo’ya kadar uzanıyor. Ülkenin en büyük şehri Toronto’yu da içine alan bu eksenin yeni adı” İnovasyon Koridoru”. Toplu ulaşım sistemleriyle de bir uçtan diğerine bağlanmış olan bu koridor yeni teknoloji firmalarının katılımıyla daha entegre hale geliyor. Toronto’ya 30 kilometre uzaklıktaki Oakville’de yer alan Ford fabrikasının Kuzey Amerika’nın elektrikli araç üretim merkezi haline gelmesiyle bu entegrasyon daha çok anlam ifade edecek. Üretim ve teknoloji sektörü arasındaki bağlantı açısından Ontario, Silikon Vadisi’nin dijital teknolojisi ile Detroit’in klasik otomotiv altyapısını bir araya getirebilen, muhtemelen Kuzey Amerika’nın bir numaralı ileri üretim üssü olma yolunda.


Sektörün yeni döneminde ototeknoloji (autotech) kavramını da daha sık duyacağız. Bu, klasik endüstri ile yarının elektrikli, otonom, bağlantılı, elektrikli ve paylaşımlı araçların (ACES) merkezinde olduğu yeni bir yapılanma. Kanada ekonomisinin yüzde 40’ını oluşturan Ontario klasik otomotiv endüstrisini yarının ileri teknolojisiyle buluşturuyor.


Örneğin, bundan 15 yıl kadar önce tüm dünyada yaygın olarak kullanılan Blackberry akıllı telefonlarını belki unutmuş olabilirsiniz. B2B iş modeliyle yazılım alanına yönelen Blackberry’nin QNX  işletim sistemi bugün 175 milyon kadar araçta, güvenli ve otonom sürüşten dijital göstergelere, bilgi-eğlence sistemlerine kadar temel fonksiyonlarda kullanılıyor. Bu sayı beş yıl önce 60 milyon idi. Kanada’nın kendi otomobil markası olmayabilir. Ancak Ford’dan BMW’ye, General Motors’dan Maserati’ye, KIA’dan Volkswagen’e neredeyse her markanın kalbinde Ontario’nun yüksek teknolojisi yer alıyor.


Yakın zamanda Cummins’in satın aldığı Hydrogenics firması; Almanya, Avusturya ve İtalya'dan gelen düzenli  siparişlerle servis trenlerine yakıt hücreleri sağlıyor. First Cobalt firması Kuzey Ontario’da 77 milyon dolarlık yatırımla bir kobalt rafinerisi inşa ediyor. Firma bu tesiste kullanılmış lityum-iyon pillerinin yüzde 95 oranında dönüşümünü sağlayacak.


Ontario, klasik otomotiv sanayi ile bu sanayii 21.yüzyılda besleyecek, hemen hepsi bir Start-up olarak başlamış teknoloji şirketlerini bir araya getirme açısında dünyada örnek gösterilecek bir konuma sahip. Eyalet, 3D haritalamadan V2X iletişimine, inkübasyon yeteneğine, otomobil yapımına kadar otonom sürüşün her yönünü nasıl geliştireceğini araştıran Otonom Araç İnovasyon Ağı (AVIN) ve Area X.O.'ya ev sahipliği yapıyor. Teknolojik yenilik ve klasik üretiminin bu olağanüstü uyumu, özellikle Ontario’da zaten üretim tesisleri olan General Motors, Ford, Toyota, Stellantis ve Honda açısından mükemmel bir bileşim.
Ontario ve Federal Kanada hükümetlerinin sağladıkları bu olumlu ortam, önümüzdeki yıllarda, ülkenin otomotiv sektörüne katkı sağlayacak daha pek çok Start-up firmasının doğuşunu sağlayacak.


Bütün bu olumlu gelişmelerin, demokratik bir hukuk devleti ile fırsat eşitliğine dayalı, rekabetçi serbest piyasa ekonomisinin temelleri üzerinde geliştiğini de unutmamalıyız.


Kanada ve özellikle Ontario’nun, sürekli, istikrarlı bir göçmenlik politikası ile dünyanın her köşesinden yatırımcıları ve girişimcileri çeken bir ülke olması başarı için daha da iyi koşullar yaratıyor.