Türk Otomotiv Sanayicisinin Dergisi



2019’a Girerken Kuzey Amerika’da Görünüm

VAROL KARSLIOĞLU

 

Araç talebinin sedanlardan SUV’lere doğru kayışı devam ediyor. GM, bu fabrikalarda üretilen, Chevrolet Impala, Cadillac CT6, Buick LaCrosse gibi modellerin üretimine son verecek. Kanada’nın Ontario eyaletinin Oshawa kentindeki tesis de bunlardan biri

 

Detroit dünya otomotiv sanayinin merkezi olma özelliğini daha geçen yüzyılda kaybetmiş olsa da hala önemli bir üretim ve teknoloji üssü. General Motors (GM), Ford ve FIAT-Chrysler Automobiles (FCA) yönetimleri, sektöre yön veren pek çok beyne sahip.
Son bir kaç haftada Detroit’ten gelen haberler, 2019 ve ötesinde çok önemli gelişmelere işaret ediyor.
Bu bağlamda sırasıyla, General Motors, Ford ve FCA’deki son durumu değerlendireceğiz.
GM’un Kasım sonlarında açıkladığı yeniden yapılanma planı Kanada ve ABD’nde şok dalgaları yarattı. Bu plana göre GM, 2019 sonuna kadar ABD’nde dört ve Kanada’da da bir fabrikasını kapatacak ve sekizbin beyaz ve altıbin mavi yakalı çalışanını işten çıkaracak. (Bunların az bir bölümünün diğer fabrikalara kaydırılması söz konusu olabilecek.). GM bu kararlarla, 8 milyar dolarlık kaynak yaratmayı hedefliyor.
Araç talebinin sedanlardan SUV’lere doğru kayışı devam ediyor. GM, bu fabrikalarda üretilen, Chevrolet Impala, Cadillac CT6, Buick LaCrosse gibi modellerin üretimine son verecek. Kanada’nın Ontario eyaletinin Oshawa kentindeki tesis de bunlardan biri. İkibinbeşyüz kişinin çalıştığı fabrikanın kapanması, yan sanayi etkileriyle birlikte bu kentin ve Ontario’nun ekonomisine büyük bir darbe vuracak.
Ancak GM’un kararı, model tercihlerindeki değişimin çok ötesindeki senaryolara dayanıyor. GM, CEO Mary Barra’nın yönetiminde, ileriye dönük stratejik kararları zamanında ve işler yolunda iken aldığını vurguluyor. 1908’de kurulan ve 10 yıl önceki küresel krizde iflas ettikten sonra,  Amerikan, Kanada ve Ontario hükümetlerinin desteği ile hayata dönen GM, geleceğe daha geniş bir mobilite perspektifinden bakıyor. Geçen yıl satın aldığı teknoloji firması Cruise Automation ile elektrikli, otonom ve hatta direksiyon ve pedalları bile olmayan araçların üretimine çok yakında başlayacak. Kanada’nın Markham kentinde kurduğu otonom araç teknolojisi merkezinde de şimdiden çoğunluğu mühendis beşyüze yakın kişi çalışıyor.
GM yeni stratejisini hayata geçirmeye hazırlanırken, on yıl önce kendisini kurtaran Amerikan, Kanada ve Ontario hükümetlerinin baskısını hissediyor.
Ford cephesinde ise belirsizliğin daha çok olduğunu söyleyebiliriz. Ford’u küresel krizin pençesinden çekip yeniden yapılandıran ve karlılığa döndiren, üstelik bunu 2008 krizini atlatarak başaran efsanevi CEO Alan Mullaly’nin 2014’de ayrılmasından sonra Ford’un başarı grafiği düşmeye başladı. Mavi oval logolu firmanın Aralık ortasında açıklayacağı, 11 milyar dolarlık yeniden yapılandırma planı ile işini kaybedecek olanların sayısı yirmibeşbini bulabilir. Özellikle Ford Avrupa ağır bir bedel ödeyecek gibi görünüyor. Bunun dışında, belki de önümüzdeki yıl çok daha fazla konuşacağımız bir gelişme de Ford ile Volkswagen arasındaki “kapsamlı işbirliği”. Volkswagen’in Ford’un Kuzey Amerika’daki üretim kapasitesini kullanmasından iki firmanın ortak platformlar kullanarak araç üretmesine kadar çeşitli konular gündemde. Volkswagen’in Ford’u satın alması gibi sektörde küresel ve çok derin etkileri olacak sonuçlar bile imkansız değil.
Detroit’in üçüncü büyüğü FCA ise, bu yıl, Sergio Marchionne gibi, aynı dünyanın vizyoner yöneticilerinden biri olan CEO’sunu kaybetmenin sonuçlarını gelecek yıl daha fazla hissedebilir. Geçtiğimiz haziran ayında açıklanan beş yıllık plan ile tüm markalarda elektrikli araçlara yöneliş, ve 30 milyar Euro’luk nakit yaratma hedefi öngörülmüştü. Ancak İtalyan asıllı bir Kanadalı olarak Marchionne’nin yokluğunda Avrupa-Amerikan kültürlü firmanın bu hedeflere ulaşması koaly olmayacak. Grubun gerçek anlamda tek küresel markası olan Jeep, bu yılı da satış rekorlarıyla kapatıyor. Jeep’in başarısı, grubun kaderini de büyük ölçüde belirleyecek. RAM de, truck markası olan çok parlak bir yıl geçirdi. Ancak bu markayı da Jeep gibi küreselleştirmek için kapasite arttırımı ve yeni bir pazarlama stratejisi gerekiyor. Alfa Romeo ve Maserati ise son üç yılda başarılı ve Kuzey Amerika’ya dönmüş bulunuyorlar. FIAT’a ise bu planda fazla yer verilmiyor. FIAT’in geleceğinin Avrupa’da ve üçüncü dünya ülkeleri ve özellikle Latin Amerika’daki başarısına bağlı olacağını söyleyebiliriz.
Sektörde önemli gelişmelerin yaşanacağı, zorlu geçecek bir yıl bizleri bekliyor.
TAYSAD Ailesi’nin tüm üyelerinin yeni yılını kutlar, 2019’da tüm zorlukları aşacakları başarılı, bol kazançlı bir yıl dilerim.