ASAŞ, karbon yönetimini yalnızca bir uyum gerekliliği olarak değil, uzun vadeli bir stratejinin temel parçası olarak görüyor. 2014 yılında herhangi bir zorunluluk bulunmamasına rağmen hayata geçirilen emisyon geri kazanım sistemi, 2024 itibarıyla emisyon yoğunluğunda yüzde 28,5 oranında bir azalma sağladı ve günümüzde Kapsam 1, 2 ve 3 seviyelerinde doğrulanmış bir karbon hesabına dönüştü.
Bu sayımızda, otomotiv tedarik sanayisinin yeni rekabetçilik denklemine nasıl hazırlandığını ele alıyoruz. Kapak dosyamızda farklı ölçeklerde ve farklı dönüşüm aşamalarında bulunan şirketlerin deneyimlerine yer verdik.
Sevgi Özçelik
Asen Alüminyum, karbon ölçüm çalışmalarına 2022 yılında bir müşteri talebi doğrultusunda başladı; ancak bu süreci yalnızca bir uyum gerekliliği olarak görmeyip, üretim yapısını yeniden şekillendirme fırsatı olarak değerlendirdi. 2023 yılında devreye alınan 1,7 MW kapasiteli güneş enerji santrali, tesisin enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 40'ını karşılayarak önemli bir katkı sağladı. Bununla birlikte, karbon ve enerji maliyetleri, stratejik açıdan işçiliğin önüne geçen temel değişkenler olarak şirketin yönetim gündeminde ön plana çıktı.
Rekabetçiliğin ölçütleri değişti. Artık yalnızca ne kadar üretildiği değil; üretim sırasında ne kadar enerji tüketildiği, ne kadar karbon salımı oluştuğu ve bu verilerin ne kadar şeffaf yönetildiği de belirleyici. Ancak birçok işletme enerji maliyetini faturalarla, karbon etkisini ise dönemsel raporlarla takip ediyor. WEMS, bu boşluğu kapatarak enerji, su ve karbon verilerini anlık, proses bazlı ve üretimle ilişkilendirilmiş şekilde yönetilebilir hâle getiriyor; böylece sürdürülebilir rekabet için güçlü bir veri altyapısı sunuyor.
Toyotetsu Türkiye, karbon yönetimine 2021'de herhangi bir müşteri talebi beklemeksizin kendi inisiyatifiyle başladı. İkisi çatı, biri arazi tipi olmak üzere üç GES projesiyle Kapsam 2 emisyonlarını tamamen sıfırlayan şirket, elektrifikasyon yatırımlarıyla Kapsam 1'i de düşürmeye devam ediyor. Bu strateji, enerji maliyetlerindeki küresel dalgalanmaya karşı koruma sağlarken Avrupa pazarındaki karbon maliyeti riskini de azaltıyor.
Terbay, CBAM ve karbon düzenlemelerine 2024'ün ikinci yarısında bir müşteri talebiyle yöneldi; ancak süreci bir uyum adımı olarak değil, uzun vadeli rekabetçiliğin temel belirleyicisi olarak ele aldı.
Sera gazı emisyonlarımızı, ISO 14064-1:2018 standardına uygun bir biçimde hesaplayarak doğrulama için hazır bir kurumsal sera gazı envanteri oluşturuyoruz. Bu hesaplamalar, GHG Protokolü ile uyumlu olan faaliyet verisi bazlı bir yaklaşımla yapılmaktadır.
Rokeron Otomotiv, CBAM sürecine hazırlığını somut adımlarla güçlendiriyor. Türkiye'de ilk kez 1200 ton kapasiteli servo motorlu presi devreye alan şirket, 120 tonluk bir yağmur suyu toplama sistemi kurarak çevresel duyarlılığı ön plana çıkarıyor. Ayrıca, ISO 14064 ve ISO 14046 belgeleri ile Green Check sertifikasını alarak, otomotiv tedarik sanayisinde sürdürülebilirlik performansını ölçülebilir bir rekabet avantajına dönüştürmeyi hedefliyor. Şirketin Kalite ve Sürdürülebilirlik Müdürü İbrahim Polat'a göre, gelecekte rekabet avantajının temel unsurları düşük karbon salımı, enerji verimliliği ve sürdürülebilir operasyonlar olacak.
Olgun Çelik, sera gazı emisyonlarını 2020’den beri GHG Protocol metodolojisi ve ISO 14064-1 standardına uygun şekilde hesaplıyor ve 2023 yılında proaktif bir yaklaşımla CBAM'i gündemine almış durumda. Bu stratejinin somut bir yansıması olarak, Yozgat’ta 2025 yılında faaliyete geçecek olan 17.160 kWp kapasiteli arazi tipi güneş enerjisi santrali yatırımını gerçekleştirdi.
Norm Holding, CBAM geçişinin başladığı 2023'te süreci gündemine alıp, 2024'te ilk raporlarını hazırladı. Çelik yoğun bağlantı elemanları sektöründe karbon ayak izinin yüzde 80'den fazlası tedarik zincirinden kaynaklanıyor; bu durum Kapsam 3 yönetimini stratejik öncelik haline getirdi. 48,7 MW kurulu GES gücü ve I-REC sertifikalı yenilenebilir enerjiyle elektrik ihtiyacının yüzde 60'tan fazlasını karşılayan Holding, dönüşümü erken benimseyerek güçlü bir konumda.