Türk Otomotiv Sanayicisinin Dergisi




"Made in EU" değil, "Made in Europe" Türkiye, stratejik bir gerekliliktir

Paylaş :
Haber Eklenme Tarihi : 17.02.2026 19:43:00

AB'nin temel motivasyonu Çin'e olan bağımlılığı kırmaktır. Avrupa'nın araç ithalatında ikinci sırada yer alan bir üretim üssü olarak Türkiye, bu yeni endüstriyel düzende klasik bir tedarikçi olmanın ötesine geçerek stratejik bir çözüm ortağı olarak konumlanmalıdır.

 

Ömer Birinci

Birinci Otomotiv
Satış ve Pazarlama Müdürü
 
Avrupa Birliği, iklim hedeflerini şekillendirmenin yanı sıra otomotiv sanayisinin geleceğini de yeniden tasarladığı kritik bir yol ayrımından geçiyor. Brüksel’de son hali verilen "Made in EU" düzenlemeleri, kıta sanayisini Çin ile olan rekabette güçlü kılacak bir "ekonomik savunma hattı" kurmayı hedefliyor. Sanayi Hızlandırıcı Yasası (IAA) ile gündeme gelen bu yeni yapı, yeşil dönüşümü artık bir tercih olmaktan çıkararak kamu alımları ve teşviklere kadar birçok alanda zorunlu bir gereklilik haline getiriyor.
 
Sektör olarak önemli bir gerçeği kabul etmek durumundayız. Avrupa Komisyonu’nun tartışmaya açtığı yüzde 60 ila yüzde 80 yerlilik şartı sadece nihai ürünleri değil, tedarik zincirinin tamamını içine alıyor. Türkiye’nin, Gümrük Birliği ortağı olmasına rağmen bu kriterin dışında bırakılması durumunda, Avrupa’daki ana sanayi ortaklarımızın ticari iş birlikleri mevzuat engeline takılabilir. Türkiye’nin bu çerçevede yer alması, sadece yerel sanayimiz için değil, aynı zamanda Avrupa otomotiv endüstrisinin küresel rekabet gücünü sürdürülebilir kılması adına kritik önem taşıyor.
 
Bu resme karamsarlıkla yaklaşmak yerine, mevcut üretim kabiliyetimizi ön planda tutarak hareket etmeliyiz. Avrupa Birliği’nin temel motivasyonu, tedarik zincirindeki Çin bağımlılığını azaltmak. Tam da bu noktada Türkiye, “riskli uzaklar” yerine “güvenli ve entegre yakın” olmanın avantajını öne çıkarabilir. Avrupa’nın araç ithalatında ikinci sırada yer alan güçlü bir üretim merkezi olarak Türkiye, zaten AB ekosisteminin vazgeçilmez bir parçası durumunda. Pilot aşamada olan Emisyon Ticaret Sistemimiz (ETS) ve yeşil enerji yatırımlarımız sayesinde üretim kapasitemizi sürdürülebilirlik vizyonuyla birleştiriyor; yeni endüstriyel düzende yalnızca klasik bir tedarikçi değil, stratejik bir çözüm ortağı olarak konumumuzu güçlendiriyoruz.
 
Bu süreçte stratejimiz şu temele dayanmalı: Bu düzenleme dar bakış açısıyla bir “Made in EU” yerine, geniş ufuklu bir “Made in Europe” yaklaşımıyla değerlendirilmelidir. Macaristan gibi bazı AB ülkelerinin yeni yatırımlarla öne çıktığı bir dönemde, Türkiye’nin dışarıda bırakılması yalnızca Avrupa’nın sanayi gücünü zayıflatır. Birinci Otomotiv olarak inandığımız şey şu ki; sektörde oyunun kuralları yeniden yazılırken, üretimdeki esnekliğimiz ve mühendislik yetkinliklerimizle bu endüstrinin merkezinde yer aldığımızı net bir şekilde ortaya koymalıyız.

 

E-Posta Olarak Gönder

Başarıyla Gönderildi
İşleminiz başarıyla gerçekleştirildi

Adınız Soyadınız
Haberi Göndermek İstediğiniz E-Posta Adresini Girin
Notunuz