Türk Otomotiv Sanayicisinin Dergisi




Risk sayılarla değil, dönüşümle ölçülür

Paylaş :
Haber Eklenme Tarihi : 17.02.2026 21:47:00

"Made in Europe" tartışması artık yalnızca bir tanım meselesinden ibaret değil; Türkiye otomotiv tedarik sanayisinin yapısal geleceğini şekillendirecek bir dönüşüm noktasına işaret ediyor. Norm Holding İcra Kurulu Başkanı Mahmut Öztürk'e göre, bu durum bireysel şirket kayıplarını aşan, çok daha derin bir risk anlamını taşıyor. Üretimde yüzde 70'e varan AB içi girdi zorunluluğu, regülasyonlara uyum ve tedarik sürekliliği gereklilikleri, sanayi ekosistemini kökten değiştiriyor. Öztürk, "Avrupalılık" kavramına da yeni bir perspektif kazandırıyor ve bunu artık sadece bir coğrafi konum olarak değil, kalite, sürdürülebilirlik ve etkili yönetişim kültürünün toplamı olarak tanımlıyor.

 

Mahmut Öztürk

Norm Holding İcra Kurulu Başkanı

 

"Made in Europe" Dışında Kalmak: Yapısal Bir Kırılganlık Mı, Yoksa Yönetilebilir Bir Risk Mi?
Türkiye'nin ihracatının büyük ölçüde Avrupa pazarına odaklanmış olması, bu bölgedeki tüm müşterilerin stratejik bir perspektifle ele alınmasını zorunlu kılıyor. Bu nedenle, Türkiye’nin “Made in Europe” kapsamı dışında bırakılması, bireysel şirketlerin karşılaşabileceği risklerden ziyade genel anlamda tüm üreticiler için yapısal bir kırılganlık alanı oluşturuyor. Burada asıl mesele kısa vadeli talep daralmalarından ziyade, tedarik zincirlerinin hangi prensipler doğrultusunda yeniden şekilleneceğine dair ortaya çıkan daha derin bir dönüşüm ihtimalidir. Özellikle, AB kapsamındaki üretimlerin yüzde 70’e varan yerli girdi şartı gibi uygulamalar, sanayi ekosistemleri üzerinde ciddi bir baskı oluşturmayı sürdürüyor.
 
Bu tür bir bağlamda, riskin yalnızca sayısal oranlarla tanımlanmasının yetersiz olduğunu düşünüyorum. Avrupa merkezli OEM ve Tier-1 firmaları açısından maliyet unsuru önemini korusa da, regülasyonlara uyum, tedarik sürekliliği ve operasyonel esneklik gibi faktörler, artık rekabet gücünü belirleyen temel unsurlar arasında yer alıyor. Bu noktalarda güçlü performans sergileyen yapılar riskleri daha yönetilebilir seviyede tutabilirken, uyum kapasiteleri sınırlı olan oyuncular, önemli ölçüde rekabet kaybı riskiyle karşı karşıya kalabilir.
 
Tek Pazara Bağımlılık Sürdürülemez: AB Dışı Pazarlara Yönelim Ne Ifade Ediyor?
Bu dönemde, küresel ölçekte düşünmek artık yeni normal olarak kabul edilebilir. Tek bir pazara aşırı derecede bağımlı olmak, belirsizliklerin giderek arttığı bir dünyada sürdürülebilir bir yaklaşım değil. Avrupa Birliği dışındaki pazarlara yönelmek, Avrupa’dan bir kopuş anlamına gelmiyor; tam tersine, bu durum stratejik bir denge unsuru olarak öne çıkıyor. Orta Doğu, Afrika, Orta Asya ve ABD gibi bölgeler, taleplerin dinamik yapıları ve regülasyon yaklaşımlarıyla sanayi şirketlerine farklı dayanıklılık testleri sunuyor.
 
Avrupa Ortaklı JV Modelleri: Kalıcı Çözüm Mü, Geçici Yama Mı?
Avrupa ortaklı JV modelleri, bu dönüşümün doğal bir uzantısı olarak görülebilir. Ancak bu yapıların sürdürülebilir değer yaratabilmesi, yalnızca pazar erişimi hedefiyle sınırlı kalmayıp teknoloji, Ar-Ge, mühendislik ve ekosistem derinliği açısından da ele alınmasını gerektiriyor. Aksi takdirde, bu modellerin kalıcı çözümler sunmasının güçleşeceği aşikar.
 
Türkiye Dahil Edilirse: AB Teşvikleri Nasıl Bir Çerçevede Kurgulanmalı?
Türkiye'nin dâhil edilmesi durumunda, AB finansal teşvik ve destek mekanizmalarının üretim hacmini artırmaktan ziyade, teknoloji geliştirme, Ar-Ge kapasitesini güçlendirme ve sürdürülebilir sanayi dönüşümünü destekleme odaklı bir çerçevede şekillenmesi büyük önem taşımaktadır. Kalıcı bir rekabet gücü ancak bu yaklaşımla sağlanabilir.
 
"Avrupalılık" Artık Coğrafi Bir Tanım Değil: Norm Holding Bunu Nasıl Yorumluyor?
Bugün Avrupa kavramı, yalnızca bir coğrafi tanımdan ibaret olmayıp; kalite anlayışı, sürdürülebilirlik yaklaşımı, dijital dönüşüm ve güçlü bir yönetişim kültürüyle şekilleniyor. Sanayi şirketlerinin geleceği, bu ortak dili ne kadar etkili bir şekilde oluşturabildiklerine bağlı. Holding yapıları açısından bakıldığında ise Avrupa ile ilişkileri ticari bağların ötesine taşıyarak, uzun vadeli stratejik ortaklık temelinde şekillendirmek, bu dönüşümün en önemli adımlarından biri olarak öne çıkıyor.
E-Posta Olarak Gönder

Başarıyla Gönderildi
İşleminiz başarıyla gerçekleştirildi

Adınız Soyadınız
Haberi Göndermek İstediğiniz E-Posta Adresini Girin
Notunuz