Türk Otomotiv Sanayicisinin Dergisi




Yapay zekâyı satın almak yetmez, kurum kültürünü dönüştürmek gerekir

Paylaş :
Haber Eklenme Tarihi : 22.08.2026 15:54:00

Hybrid Akademi'den Harun Seyhan, TAYSAD üyeleriyle gerçekleştirdiği eğitimlerde, sektörün yapay zekâya karşı büyük bir öğrenme hevesi taşıdığını gözlemliyor. Ancak esas fark, teknolojiyi yalnızca satın almakla kalmayıp, süreçlerine etkili bir şekilde entegre edebilen şirketlerde ortaya çıkacak. "Dijitalleşmenin olmazsa olmaz şartı, teknolojiyi sadece edinmek değil; insanı, veriyi ve kurum kültürünü bir arada dönüştürebilmektir." şeklinde ifade ediyor.

 

Harun Seyhan

Hybrid Akademi Kurucusu

 

 

Önümüzdeki Beş Yıl: Sorunu Tahmin Eden, Reaksiyon Vermeyen Bir Sanayi
Önümüzdeki beş yıl içerisinde yapay zekânın otomotiv tedarik sanayisinde en köklü değişimi üretim planlama, kalite yönetimi, kestirimci bakım, tedarik zinciri yönetimi ve karar alma süreçlerinde oluşturacağını düşünüyorum. Özellikle makinelerden, üretim hatlarından ve kalite kontrol süreçlerinden elde edilen verilerin gerçek zamanlı analiz edilmesi, şirketlerin sorun ortaya çıktıktan sonra müdahale etmesi yerine sorunları önceden tahmin edebilmesini sağlayacak.
Bunun yanında yapay zekâ sadece üretim sahasında değil, mühendislik, satın alma, insan kaynakları, satış, finans ve raporlama gibi birçok alanda çalışanların günlük iş yapış biçimlerini değiştirecek. Tekrarlayan işlerin otomasyona devredildiği, çalışanların ise daha fazla analiz, problem çözme ve karar verme süreçlerine odaklandığı yeni bir çalışma düzenine geçeceğiz.
 
Asıl rekabet farkını ise yalnızca yapay zekâ teknolojisine sahip olan firmalar değil, bu teknolojiyi süreçlerine doğru şekilde entegre edebilen ve çalışanlarının kullanımına yaygınlaştırabilen firmalar oluşturacak.
 
Farkındalık Yüksek, Uygulama Geride
TAYSAD üyeleriyle gerçekleştirdiğimiz eğitimlerde sektörün yapay zekâya ve dijital dönüşüme karşı oldukça yüksek bir farkındalığa ve öğrenme isteğine sahip olduğunu görüyorum. Otomotiv tedarik sanayisi, üretim disiplini, kalite yaklaşımı ve sürekli iyileştirme kültürü açısından zaten güçlü bir altyapıya sahip. Bu nedenle yapay zekâ teknolojilerine adaptasyon konusunda önemli bir potansiyel bulunuyor.
 
Bununla birlikte farkındalık seviyesi ile uygulama seviyesi arasında hâlâ belirgin bir mesafe olduğunu söyleyebiliriz. Birçok çalışan yapay zekâ araçlarını tanıyor ancak bu araçları kendi iş süreçlerine nasıl uyarlayacağını, güvenli şekilde nasıl kullanacağını ve somut bir iş sonucuna nasıl dönüştüreceğini tam olarak bilmiyor.
En fazla gelişim gösterilmesi gereken alanların başında veri okuryazarlığı, doğru komut verme becerisi, süreçleri yapay zekâ ile yeniden tasarlama, yapay zekâ çıktılarının doğruluğunu değerlendirme ve departmanlara özel kullanım senaryoları geliştirme geliyor. Bunun yanında çalışanların yalnızca araç kullanmayı değil, doğru problemi tanımlamayı ve yapay zekâdan alınan sonuçları iş bilgisiyle birlikte yorumlamayı öğrenmesi gerekiyor.
 
Geleceğin Yetkinliği: Disiplinler Arası Düşünebilmek
Önümüzdeki dönemde en kritik yetkinliklerden biri veriyi doğru okuyabilmek ve veriden anlamlı sonuçlar çıkarabilmek olacak. Çünkü yapay zekânın başarısı, büyük ölçüde kullanılan verinin kalitesine ve bu verinin doğru şekilde yorumlanmasına bağlı.
 
Bunun yanında çalışanların üretken yapay zekâ araçlarını günlük iş süreçlerinde kullanabilmesi, yapay zekâ destekli analiz yapabilmesi, otomasyon sistemleri geliştirebilmesi ve kendi departmanına özel dijital çözümler üretebilmesi önemli hale gelecek.
 
Bir diğer kritik yetkinlik ise disiplinler arası düşünme becerisi olacak. Gelecekte yalnızca üretimi bilen ya da yalnızca teknolojiyi bilen çalışanlar değil, üretim bilgisini teknolojiyle birleştirebilen çalışanlar daha fazla değer oluşturacak.
 
Ayrıca hızlı öğrenme, değişime uyum sağlama, dijital araçları sorgulayarak kullanma ve yapay zekâ ile birlikte çalışma kültürü de firmaların rekabet gücünü doğrudan etkileyecek. Teknolojinin çok hızlı değiştiği bir dönemde en önemli yetkinliklerden biri, sürekli öğrenebilme ve yeni araçları hızla iş süreçlerine adapte edebilme becerisi olacak.
 
En Sık Yapılan Hata: Dönüşümü Teknoloji Yatırımı Sanmak
Şirketlerin en sık düştüğü hata, dijital dönüşümü yalnızca bir teknoloji yatırımı olarak görmeleridir. Yeni bir yazılım, otomasyon sistemi veya yapay zekâ aracı satın almak dönüşümün başlangıcı olabilir ancak tek başına dönüşümü sağlamaz.
 
Dijital dönüşümün merkezinde insan vardır. Çalışanlar yeni teknolojinin neden kullanıldığını, kendilerine nasıl katkı sağlayacağını ve iş süreçlerinde neyi değiştireceğini anlamadığında, yapılan yatırımlar istenilen sonucu vermeyebilir. Bu nedenle insanı dönüşüme hazırlamak, çalışanların kaygılarını doğru yönetmek ve onları sürecin bir parçası haline getirmek çok önemlidir.
 
Bununla birlikte veri ve kurum kültürü de dönüşümün temel yapı taşlarıdır. Verinin düzenli olmadığı, departmanlar arasında paylaşılmadığı ve kararların hâlâ yalnızca alışkanlıklarla alındığı bir kurumda yapay zekâdan yüksek verim almak oldukça zordur.
 
Bu nedenle teknoloji, insan, veri ve kurum kültürü birbirinden ayrı düşünülmemelidir. Gerçek dönüşüm, bu dört alanın aynı hedef doğrultusunda birlikte geliştirilmesiyle mümkündür.
 
Tek Cümlede Dijitalleşmenin Şartı
Dijitalleşmenin vazgeçilmez şartı, teknolojiyi yalnızca satın almak değil, insanı, veriyi ve kurum kültürünü birlikte dönüştürerek teknolojiyi sürdürülebilir bir iş yapış biçimine dönüştürebilmektir..
E-Posta Olarak Gönder

Başarıyla Gönderildi
İşleminiz başarıyla gerçekleştirildi

Adınız Soyadınız
Haberi Göndermek İstediğiniz E-Posta Adresini Girin
Notunuz