Türk Otomotiv Sanayicisinin Dergisi




TAYSAD'dan Mesaj

Değişen Oyun Kuralları, Değişmeyen Kararlılık

 

Avrupa standartlarında üretim yapıyoruz, AB menşeli hammadde kullanıyoruz, AB müşterilerine hizmet ediyoruz. Peki "Avrupalı" mıyız? Önümüzdeki günlerde verilecek "Made in Europe" tanımı kararı bu sorunun cevabını belirleyecek. Ve bu cevap, 28 milyar dolarlık ihracat hacminin, 30 yıllık Gümrük Birliği'nin, binlerce tedarikçinin geleceğini şekillendirecek. 

 

Yakup Birinci

TAYSAD Başkanı

 

Değerli TAYSAD Ailesi,
2026'nın ilk aylarını yaşarken, Türk otomotiv tedarik sanayinin tarihi bir kavşakta durduğunu söylemek abartı olmaz. Önümüzde sadece birkaç hafta var ve bu haftalarda sektörümüzün gelecek 5-10 yılını şekillendirecek en kritik kararlardan biri alınacak.
 
Türkiye Tedarik Zincirinin Vazgeçilmez Bir Hal Alması
Avrupa Komisyonu'nun şubat ayı sonunda vereceği "Made in Europe" tanımı kararı, bizim için artık bir ticaret politikası meselesi olmaktan çıktı, varoluşsal bir konu haline geldi. Çünkü Türkiye, bugün Avrupa otomotiv sanayinin sadece bir tedarikçisi değil, tedarik zincirinin vazgeçilmez bir halkası konumunda.
Rakamlar bunu net bir şekilde ortaya koyuyor: 2025'te 15,5 milyar dolar direkt ihracat gerçekleştirdik, buna Türkiye'de üretilen araçların içindeki payımızı eklediğimizde 28 milyar dolara yakın bir hacimden bahsediyoruz. Bu sadece bir ticaret dengesi meselesi değil, aynı zamanda Avrupa ile 30 yıldır süren Gümrük Birliği ilişkisinin geleceği meselesidir.
 
Bu nedenle TAYSAD olarak, son aylarda yoğunlaştırdığımız lobi çalışmalarımızı şu günlerde zirveye taşıdık. Ticaret Bakanlığımızla el ele verdik, Avrupa'daki muhataplarımızla görüşmelerimizi yoğun bir şekilde sürdürüyoruz. Çünkü biliyoruz ki, Türkiye bu tanımın dışında kalırsa, sadece bizim değil, Avrupa otomotiv sanayinin de kaybı olacak.
 
Önümüzdeki haftalarda verilecek bu karar, geriye dönüşü olmayan bir etkiye sahip olacak. Ya Türkiye, Avrupa otomotiv ekosisteminin resmi bir parçası olarak tanınacak ve 30 yıllık Gümrük Birliği'nin meyvelerini toplayacak, ya da dışarıda kalacak ve tüm avantajlarını kaybedecek.
 
İki Ateş Arasında: AB Maliyeti, Çin Fiyatı
2025'in bize öğrettiği en önemli derslerden biri şu oldu: Artık sadece "üretmek" yetmiyor, "nasıl ürettiğiniz" belirleyici hale geliyor. Bir yandan AB regülasyonlarına uyum maliyetlerini taşıyoruz - çevresel standartlar, CBAM yükümlülükleri, karbon ayak izi izlenebilirliği, dijital pasaportlar... Diğer yandan ise bu yükleri taşımayan Asyalı rakiplerimizle fiyat rekabeti yapmak zorunda kalıyoruz.
 
İşte tam da bu noktada "Made in Europe" tanımı kritikleşiyor. Eğer AB standartlarında üretim yapan, AB menşeli hammadde kullanan, AB müşterilerine hizmet veren Türk tedarikçiler bu tanımın içinde yer almazsa, ortaya çıkan tablo çok çarpık olacak: Maliyetler Avrupalı, etiket yok; rekabet Çinli, koruma yok.
 
Çin'den Öğrenmek, Çin'e Karşı Durmak
Çin otomotiv sanayinin başarısını görmezden gelemeyiz. 24 ayda araç geliştirme döngüsü tamamlarken, Avrupalılar 42 ay harcıyor. Hatta bazı projelerle bu süre 18 aya kadar düşüyor. Bu hız farkının temelinde ne var? Ölçek ekonomisiyle çeşitliliği yönetme becerisi.
Biz TAYSAD olarak şunu söylüyoruz: Çin'den ilham almalıyız, ama aynı zamanda kendimizi koruma mekanizmalarına da ihtiyacımız var. İlham derken, hız, verimlilik ve çeşitlilik yönetimi konusunda öğrenecek çok şeyimiz olduğunu kabul ediyoruz. Koruma derken ise, haksız rekabete karşı düzenleyici çerçevelere ihtiyaç duyduğumuzu vurguluyoruz.
 
2026: Üç Temel İlke
Yıl başında üyelerimize sorduğumuz en önemli soruyu sizlerle paylaşmak istiyorum: "2026'da gündeminizde ne var?" Aldığımız cevap net: Verimlilik, verimlilik, verimlilik.
 
Dijital dönüşüm artık lüks değil, zorunluluk. Yapay zekanın üretim süreçlerimize nasıl entegre edileceğini çözmek zorundayız. Endüstri 4.0'dan 5.0'a geçiş sadece teknoloji meselesi değil, zihniyet dönüşümü meselesi.
 
Bu çerçevede TAYSAD'ın 2026 yol haritası üç temel ilke üzerine kurulu:
1. Çeviklik (Agility): Değişen pazar koşullarına, yeni düzenlemelere, teknolojik gelişmelere hızla adapte olabilmek.
 
2. Dayanıklılık (Resilience): Krizlere karşı dayanıklı olmak, şokları absorbe edebilmek, toparlanma kapasitesini güçlendirmek.
 
3. Rekabetçilik (Competitiveness): Maliyetleri yönetirken kaliteden taviz vermemek, yenilikçiliği sürdürmek, katma değeri artırmak.
 
Geleceğe Yatırım: TAYSAD Girişim Sermayesi Fonu
2025'te attığımız en önemli adımlardan biri, TAYSAD himayesinde bir girişim sermayesi yatırım fonu kurmak oldu. Hedefimiz açık: 5 yıl içinde otomotiv sektöründe bir "Turcon" çıkarmak.
 
Mobilite ve yeni teknolojiler alanında ekosistem yaratmak, genç girişimlere destek olmak, mevcut tedarikçilerimize yeni fırsatlar açmak istiyoruz. Çünkü geleceği sadece konuşmak değil, inşa etmek zorundayız.
 
Sonuç: Kritik Günlerdeyiz
Bu satırları okurken, belki şubat sonuna sadece birkaç hafta kalmış olacak. Belki karar verilmiş bile olacak. Ama ne olursa olsun, bilin ki TAYSAD son ana kadar mücadelesini sürdürdü.
 
"Made in Europe" tartışmasında sesimizi en yüksek perdeden duyurduk, Türkiye'nin Avrupa otomotiv ekosistemindeki vazgeçilmezliğini her platformda anlattık. 28 milyar dolarlık ihracat hacmimizle, dünya çapında kalitemizle, 30 yıllık Avrupa entegrasyonumuzla güçlü bir konumdayız.
Bu gücü korumak ve büyütmek için TAYSAD olarak gerekli her adımı attık ve atmaya devam edeceğiz.
 
Her günümüzü bir önceki günden daha iyi bir şekilde geçirme kararlılığıyla, 2026'nın geri kalanına umutla bakıyoruz.

 

17.02.2026