Türk Otomotiv Sanayicisinin Dergisi




Avrupalılık bir coğrafya değil, Bir kültür meselesi

Paylaş :
Haber Eklenme Tarihi : 18.02.2026 09:34:00

Made in Europe kavramını coğrafi sınırların ötesinde katma değer odaklı yorumlayan KUTES, hammadde hariç mühendislik, üretim prosesleri, kalite ve sertifikasyon dahil katma değerinin yüzde 70'ini Avrupa-Türkiye ekseninde yaratıyor. Şirket, AB kaynaklı ara mal kullanımını artırarak bu oranı daha yukarı taşımayı hedeflerken, ABD ofisi açılışı ve Avrupa ortaklı joint venture modelleriyle çok kutuplu bir büyüme stratejisi izliyor.

 

Ali Esat Kutmangil

Kutes İcra Kurulu Başkanı

 

Made in Europe kavramını KUTES perspektifinden değerlendirdiğimizde, işin coğrafi boyutundan ziyade katma değerin üretildiği nokta esas alınmalıdır. Türkiye-AB Gümrük Birliği’nin devam ettiği ve AB’nin menşe kurallarını “substantial transformation” (esaslı dönüşüm) ve katma değer temelli bir sistemle uyguladığı senaryoda, KUTES’in üretim yapısının söz konusu tanımla büyük oranda uyuştuğu görülmektedir. Her ne kadar şu an itibarıyla hammaddelerimizin büyük bir kısmı AB dışından temin edilse de, hammadde hariç tutulduğunda; mühendislik, üretim süreçleri, işçilik, kalite, test ve sertifikasyon gibi ana unsurlar dikkate alındığında, katma değerin yaklaşık yüzde 70’inin Avrupa ve Türkiye merkezli yaratıldığı ortaya çıkmaktadır. Bu durum, fiiliyatta üretimimizin büyük bir bölümünü “Made in Europe” standardına yaklaştırmaktadır.
 
Önümüzdeki 3-5 yıl içinde, AB kaynaklı ara mal kullanımının artırılması ve Avrupa içindeki operasyonlarımızın güçlendirilmesiyle bu oranı daha da yukarıya taşımayı hedeflemekteyiz. Mevcut ürün portföyümüzün hatırı sayılır bir kesimi bu kapsamda “Made in Europe” olarak değerlendirilmeye uygun potansiyele sahiptir. Ancak bu dönüşüm sürecinin mutlaka maliyet-fayda dengesi gözetilerek yönetilmesi gerekmektedir. Zira AB içi tedarik maliyetleri kısa vadede daha yüksek olmakla birlikte, uzun vadede OEM erişimi, regülasyonlara uyum ve tedarik zinciri güvenilirliği açısından önemli stratejik avantajlar sağlamaktadır.
 
Türkiye’nin bu tanım dışında kaldığı bir senaryoda, mevcut müşteri portföyümüzde AB merkezli OEM ve Tier-1 şirketlerinin ağırlığı nedeniyle orta-yüksek seviyede bir risk oluşmaktadır. Bu bağlamda, AB dışı pazarlara yönelmek tamamlayıcı bir strateji olarak öne çıkmaktadır. Özellikle ABD pazarını aktif bir şekilde değerlendirmeye alarak, bu doğrultuda ilk adım olarak ABD’de ofisimizi açmış bulunuyoruz. Bunun yanı sıra, Avrupa ortaklı ortak girişim (joint venture) modellerinin hem pazar erişimini artırmak hem de “Made in Europe” algısını güçlendirmek açısından etkili çözümler sunduğunu düşünüyoruz.
 
Türkiye’nin AB tedarik ekosistemine daha güçlü bir şekilde entegre edilmesi durumunda ise yeşil dönüşüm, Ar-Ge yatırımları ve finansal teşvik mekanizmaları KUTES için önemli bir itici güç oluşturacaktır. Biz “Avrupalılığı” yalnızca coğrafi bir tanımlama olarak değil; kalite, sürdürülebilirlik, regülasyonlara uygunluk ve uzun vadeli iş ortaklığı kültürü olarak ele alıyoruz. Bu doğrultuda AB içerisinde üretim tesisleri, depolar veya ofislerin kurulumu gibi adımlar, bu konumumuzu daha da pekiştirmek adına dikkatle incelenmektedir ve ilgili fizibilite çalışmalarını sürdürmekteyiz.
E-Posta Olarak Gönder

Başarıyla Gönderildi
İşleminiz başarıyla gerçekleştirildi

Adınız Soyadınız
Haberi Göndermek İstediğiniz E-Posta Adresini Girin
Notunuz